Sıfır atık (zero-waste) yaşam – Evde nasıl başlayabilirim? (1)

Genel

Sıfır atık (zero-waste) yaşam, özellikle Avrupa’da ve bir süredir de ülkemizde çokça gündemde olan bir konu. Artık bu konunun daha çok duyulur olması ve dikkatlerin bu konuya çekiliyor olması beni gerçekten çok mutlu eden ve heyecanlandıran bir şey. Bu konuda farkındalığınız arttıkça ne kadar fazla çöp çıkartıyor ve çıkartmış olduğunuza inanamayacaksınız.

Ben de an itibariyle istediğim çöp çıkarmama seviyesinde olamasam da en azından bu yolda bir şeyler yapmaya çabalamaktayım ve adım adım atıklarımı azaltmaktayım.

Şimdii, günlük hayatınızı bir düşünün. Sabah kalkıp, dişinizi fırçaladığınız diş fırçasından, kullanılan diş macununun bulunduğu tüpten, işyerinde su içtiğiniz tek kullanımlık bardaktan, mutfak malzemesi olarak aldığınız malzemelerin paketinden, kullandığınız deodoranta, içeceğinizi içtiğiniz pipete, kağıt bardakta aldığınızı düşündüğünüz kahvenin kapağına kadar her yerimiz plastikle çevrelenmiş vaziyette. E, bir anda bu dünya düzeni değişir mi? Tabii ki de düzelmez. Ama düzelmeye başlayabilir mi? Elbette, hem de tam şu anda başlayabilir.

Ben bu yazımda kendi yapmaya başladığım şeyleri size de aktarmak istiyorum. Belki siz de bir yerinden tutmaya başlamak istersiniz 🙂

  1. Markete giderken bez çanta götürmek: her ne kadar bilinen bir şey olsa da üşengeçlikten veya unutkanlıktan atlanabilen bir durum. Ben bu sebeple arabamda ve çantamda her zaman bu yer kaplamayan bez çantalardan bulunduruyorum. Hatta şu sıralar çoğunlukla çanta olarak bile onları kullanıyorum – hafif ve rahat olmaları çok hoşuma gidiyor.
  2. Bambu diş fırçası kullanmak: her gün en az iki kere kullandığımız (umarım herkes kullanıyordur:)) diş fırçası da çöp olduğunda doğada dönüştürülmesi hayli zor bir materyalden oluşuyor. Bunun da önüne geçmek için artık bir çok eczane ve markette bulabileceğiniz bambu diş fırçalarını kullanabilirsiniz. Eskidiğini düşündüğünüzde ise bir saksınıza baş aşağı saplayıp, bir kaç hafta içerisinde fırçanın kıllarının dönüşmüş olduğunu görebilirsiniz.
  3. Deodorant: en sevdiğim ve en kolay dönüştürebileceklerinizden birisi olan bu deodorant olayı. Aldığımız deodorantlar farklı çeşitlerde doğaya ve vücudumuza zarar veriyor. Halbuki en doğal yönden bu ter olayını halletmemiz mümkün. Nasıl mı? Hindistan cevizi yağı ve karbonatı karıştırarak elde edeceğimiz deodorant hem ter kokmamızı engellerken hem de tamamen doğal bir içeriğe sahip olduğundan vücudumuza zarar vermiyor. Kesinlikle deneyin derim.
  4. El sabunu: el sabunlarını ise sıvı olarak plastik kap içinde alacağımıza açık satılan kalıp sabun alıp buradaki çöpten de kısabiliriz.
  5. Kahve termosu: yanınızda taşıyacağınız bir kahve termosu ile küçük, büyük her hangi bir kahve satan dükkandan alacağınız kahveyi bu termosa koydurarak yolunuza devam edebilirsiniz. Hem çok daha sempatik bir görüntüsü oluyor hem de “yanında götür” kaplarının tepesindeki plastik kapakları kullanmamış oluyoruz.
  6. Filtre su: filtrelenmiş su ile ilgili yararını kaybetmesi vs gibi söylemler olsa da benim kullandığım ve önerebileceğim bir yöntem. Nitekim ücretli satılan içme suları ile ilgili de her geçen gün çıkan haberler göz önüne alındığında filtre suyun o kadar da kötü bir sonuç doğurmayacağı kanısındayım.

Şimdilik yazacaklarım bu kadar. Eğer sizin de yaptıklarınız veya eklemek istedikleriniz varsa bana bildirmenizi çok isterim. Bu yazı serisinin devamıyla daha sonra karşınızda olacağım. Kendinize iyi ve atıksız bakın 🙂