Güney Almanya Romantik Yolculuğu “Die Romantische Strasse”

Genel

Uçak: İstanbul – Frankfurt (Gidiş), Münih – İstanbul (Dönüş)

Görülen yer sayısı: 10-11

Ulaşım: Araba kiralama

Gezi süresi: 3 gece 4 gün

Bu kış aile tatili olarak nereye gidebiliriz diye düşünürken kardeşimin aklına Almanya’nın güneyinde yer alan Romantik Yol diye adlandırılan rota geldi. Bunun üzerine hem kalınacak yerler ile ilgili hem de uğranılacak küçük şehirciklerle ilgili bir planlamaya giriştik. Bu gezinin detaylarını da sizlerle paylaşmak istedim – tatilde bir çok küçük yer görmek isteyenler için ideal bir gezi olduğunu düşünüyorum.

Biz Noel zamanında gitmiş olduğumuz için her bir kasabada kurulmuş olan Noel marketlerini de gezme imkanımız oldu. Her birinde bulunduğumuz kasabaya ait olan bardaklarla Glühwein (sıcak şarap) içip çikolataya daldırılmış muz ve çileklerden yedik. Ben ve kardeşim vegan beslenmeye özen gösterdiğimiz için maalesef Würz brotlardan (sosisli) yiyemedik ama son gittiğimiz iki büyük markette vegan sosisli de bulduk 🙂

Yılın bu ayında gitmenin şirinliklerinin yanında tabii ki de en büyük dezavantaj hava yönünden oldu. GERÇEKTEN ÇOOK SOĞUKTU. Hatta birazdan anlatacak olduğum şatoya çıktığımızda 3 tane küçük yaştaki çocuğun donma tehlikesi ile karşı karşıya kalmasına bile şahit olduk. Anneleri sıcak bezlerle çocukları ancak belli bir ısı seviyesine geri getirebildi! O yüzden “soğuğa asla dayanamam” diyenlere göre bir gezi olmasa da, “içliğimi giyerim, biraz soğuğa da göğüs gererim” diyenler için mükemmel bir geziydi.

Haydi şimdi detaylara geçelim.

Her şey İstanbul’daki loungeumuzda başladı. Karşılaşacağımız soğuktan habersiz rahat rahat kahvaltımızı yapıp 2 aile birlikte uçağımızı bekledik.

Saat 8’de uçağımıza bindik ve Almanya saati ile 10 civarında Frankfurt’a varmıştık. Pasaport kontrolünde ekstra bir titizlik gösterdiler (normalde karşılaşmadığımız bir durumdu) ve dönüş biletimizi görmek istediler. Sırf gidiş bileti alan biriyseniz aklınızda bulunması amaçlı yazıyorum belki dönüş için en azından rezervasyon yapmayı düşünebilirsiniz.

Her neyse, Frankfurt’tan Mercedes Vito’muzu kiraladık ve teslim aldık. 6 kişi olduğumuz için hem fiyat hem de rahatlık açısından bize çok uygun oldu. Frankfurt’ta hiç durmadan doğruca Würzburg’a gittik. Burada Noel pazarında dolandık ve ilgilenenler (yanımızda iki tane radyoloji ile ilgilenen doktor vardı) 10 dk yürüme mesafesindeki Röntgen müzesine gittiler. Ben gitmedim ama onlar beğendiklerini söyledi.

Buradan sonraki istikamet Nürnberg oldu. Burasının Noel marketi diğerine nazaran çok daha büyüktü. Marketin içindeki lokal bir restaurantta çorba ve kocaman biramızı içip çıtır çıtır bretzelimizi yedik. Normalde bretzel hayranı birisi olmamama rağmen bu gezi esnasında yediklerimi cidden baya beğendim. Yatmak için Rottenburg’daki AirBnB evimize gittik. Araba olunca ev daha rahat bulunuyor çünkü merkeze biraz uzakta büyük evler oluyor (tabii iki kişi falan gidilirse merkezde kalmak hem daha rahat hem de daha uygun olabilir, biz 6 kişi olunca bize en uygunu şehir dışındaki büyük kasaba evlerinde kalmak oldu). Yorgunluktan baygın düşmüştük o yüzdedn hemen uyuduk. Evden çıkış saatimiz keskin bir şekilde 8’di. Şunu kesinlikle eklemeliyim ki 3 gece 4 güne sığdırılabilinecek her yeri ve her şeyi sığdırmanın en büyük sırrı çok disiplinli hareket etmemiz oldu. Bu çoğu zaman içimizde isyanlara sebep olsa da sonunda değdiğini hissettirdi 🙂

Rottenburg’da sabah kalktık, merkeze indik. Güzel kahvaltımızı yaptık; bretzeller, yumurtalar, penirler (yani arayanlar istediklerini buldular). Sonrasında ise biraz dolanıp kahve içmek için bir cafeye oturduk ve orada Almanya’ya özgü Schneeball (snowball/kartopu) adlı tatlıyı yedik. Hamurları şerit halinde kesip birleştirip çikolataya veya pudra şekerine batırmışlar olarak özetleyebilirim. Güzeldi ama çok da wow değildi.

Dinkelsbühl’e gittik sonra ve burada da çevrede dolanıp Weibs Brauhaus restaurantta yemek yedik. Bu restaurantı not edebilirsiniz çünkü cidden çok güzel, büyük porsiyon ve uygun fiyatlıydı. Çorbaları, salataları çok güzeldi. Et yiyenler onlara da bayıldılar.

Buradan Donauwörth’e devam ettik. Nispeten daha büyük bir şehirdi. Küçük, samimi Noel pazarında Glüh wein ve Feuerzangenbowle içtik. Feuerzangenbowle (fire bowl)’u bilmeyenler için anlatayayım. Glüh weinın üzerine şeker konisine rum emdirip ateşle içine eritiyorlar. Glüh weina nazaran daha şekerli ve karamel aromalı gibi oluyor. Bir tık daha da ağır oluyor ama güzel, denemeye değer.

akşama doğru ise Ausburg’a geldik yine Noel pazarı gezdik, Glüh weinımızı içtik, patateslerimizi yedik (yiyenler tavuk yedi) ve eve uyumaya döndük.

Sabah yola Frieburg’a doğru yola çıktık.

Landsberg’de Manhart cafede kahvaltı çok güzeldi. Çıtır baton ekmek, peynir, tereyağı, marmelat, yumurta ayrı ayrı isteyebildik. Genelde Avrupa’da Türk stili kahvaltı bulmak zor olabiliyor ama isteyince bulunabiliyor. Ben kahvaltıda kahve ile bile yetinebilen birisiyim ama kahvaltı arayanlar için kesinlikle öneriyorum burayı.

Burada şatoya doğru yola çıktık – Neuschwanstein schloss. Burası Disney’in esinlendiği şato olarak da geçiyor. Ancak işte burada gerçekten donduk. Otobüsler o gün çalışmıyordu o yüzdedn istemeyerek faytona bindik :(( Bileti aşağıdan almak zorundaydık, yukarıda şatonun yanına çıkınca bilet satılmıyor bunu da belirteyim. Aşağıdan bileti alırken saatine göre alıyorsun ve tam o saatte tur başlıyor. Biz yukarı çıktık 40 dk donarak bekledik. O gün geçmeyecek sandım gerçekten donmak üzereydik ayak, el hiçbiri artık hissedilmiyordu. Neyse, vaktimiz gelince şatoyu gezdik. Güzeldi, görmemek olmazdı ama bedelini donarak ödedik. (Ama manzaralara bir bakın!!)

Sonra inişte yürüyerek indik, ve Füssen’e doğru yola çıktık. Zaten yan yana olduğundan 15 dk içerisinde Füssen’deydik.

Aşırı soğuktan çok gezemedik bosna mutfağı olan bir restorana girdik. Tam meydanda köpek eşyaları satan bir mağaza vardı. Coco’yu da tabii ki unutmadık ve ona da ördekli ödül maması aldık 🙂

Buradan sonra yine AirBnB evimize gittik ve çay içip çikolata yedik. üzerine de biraz kanyak içip uykuya daldık.

Sabah 8’de yine hemen yola çıktık. Lapa lapa kar yağıyordu. Pazar günü her yer kapalı olduğundan kahvaltı yerini zor bulduk. Landsberg’de Manhart’ın bu sefer de farklı bir şubesinde kahvaltımızı yine güzelce yaptık.

Espressolarımızı içip Münih için yola koyulduk.

Münih’te arabayı park edip Marienplatz, Frauenkirche’yi gezdik.

Agustiner  Grobgastinetten Bierhall da biramızı içtik.

Vanilya soslu elmalı strudel ve elmalı sufle kremalı pasta yedik, süperdi.

Sonra arabaya binip havaalanına doğru yol aldık ve arabamızı teslim ettik. 

Özetle çok çok güzel ve bir o kadar da yorucu bir gezi oldu. Yüksek tempoda gezi sevenler için kesinlikle önerebileceğim bir rota. Yaz aylarında belki daha keyifli olabilir ama tabii Noel pazarları da o zaman olmaz. O yüzden düşünüp taşınıp zamanına kendiniz için en uygun şekilde karar verebilirsiniz.

Sevgiler ❤

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s